Gece Vardiyası ve İçimdeki Soru
Merhaba! Gaziantepkombi sayfasının bu haftaki konusu “Hangi memur kadroları yeşil pasaport alabilir”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri’nin geceleri hep biraz sert gelir bana. Soğuk sadece havada değil, insanın içine de işler. 25 yaşındayım ve birkaç aydır bir alışveriş merkezinde özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. Günlük tutma alışkanlığım var; her vardiya sonrası eve dönünce defterimi açıp o gün içimde kalanları yazmadan uyuyamıyorum. Çünkü bazı şeyler sadece yaşanınca değil, yazılınca da biraz hafifliyor.
Ama son zamanlarda defterimde hep aynı soru dönüp duruyor:
Özel güvenlik görevlisi genel kolluk mu?
Bu soru kulağa basit geliyor ama benim için her gece biraz daha ağırlaşıyor. Çünkü sahada yaşadıklarım, bu sorunun cevabının sandığım kadar net olmadığını bana defalarca gösterdi.
Bir Olayın Başlangıcı: Işıklar Altında Bir Akşam
O gün vardiyaya başladığımda içimde garip bir huzursuzluk vardı. AVM’nin giriş kapısında rutin kontrolleri yapıyorduk. İnsanlar alışverişten çıkıyor, kimisi aceleyle otobüse yetişmeye çalışıyor, kimisi elinde kahvesiyle kimseyi umursamadan yürüyordu.
Ben o sırada her zamanki yerimdeydim: X-ray cihazının yanında, çantaları kontrol eden ekibin biraz gerisinde.
Sonra bir anda bağırışlar duyuldu.
Bir mağazadan koşarak çıkan iki kişi… Arkalarında güvenlik alarmı çalıyor. Hırsızlık şüphesi. Eğitimlerde bize anlatılan senaryoların canlı hali.
Koşmam gerektiğini biliyordum. Bacaklarım zaten otomatik hareket etti. Ama içimde başka bir şey vardı: “Ben bunu gerçekten yapmalı mıyım?”
İlk kez o an düşündüm: Ben polis miyim? Yetkim ne kadar? Müdahale ederken sınırım nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Koşu ve Tereddüt
Peşlerine düştüğümüzde kalabalığın arasından geçiyorduk. Bir yandan bağırıyorum, bir yandan telsizden anons geçiliyor. “Şüpheliler kuzey çıkışına yöneldi.”
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, nefesim kulağımda yankılanıyordu.
Birini yakaladık. Diğeri kaçtı.
Yakaladığımız genç, benden belki iki yaş küçüktü. Yüzüne baktığımda korkudan çok çaresizlik gördüm. Ellerini kaldırmıştı ama direnmiyordu. O an içimde bir şey kırıldı.
Onu tutarken bile aklımdaki soru gitmiyordu:
Ben şu an ne yapıyorum? Bir kolluk kuvveti gibi mi davranıyorum, yoksa sadece görev tanımı belli bir güvenlik görevlisi miyim?
Gerçekle Yüzleşme: Sınırların Belirsizliği
Olaydan sonra polis ekipleri geldi. Biz geri çekildik. İşte o an, bütün sahne değişti.
Bir anda kontrol bizden çıktı.
O yakaladığımız kişi artık bizim sorumluluğumuzdan çıkmıştı. Biz sadece “ilk müdahale edenler”dik. Sonrası tamamen genel kolluğun alanıydı.
O an içimde tuhaf bir boşluk oluştu. Çünkü birkaç dakika önce hayatın tam merkezindeydim, karar veriyor, müdahale ediyor, risk alıyordum. Ama bir anda “sadece yardımcı personel” gibi hissettim.
Defterime o gece şunu yazdım:
“Ben gerçekten ne yapıyorum? İnsanları koruyor muyum, yoksa sadece olayın ilk saniyelerinde sahneye çıkıp geri mi çekiliyorum?”
Genel Kolluk Kimdir, Ben Kimim?
Eğitimlerde bize hep şunu söylemişlerdi: özel güvenlik görevlisi genel kolluk değildir.
Ama sahada bu cümle hiç bu kadar net durmuyor.
Genel kolluk dediğimiz şey; polis, jandarma gibi devletin asayişi sağlamakla doğrudan yetkili güçler. Biz ise özel alanlarda güvenliği sağlamakla görevli, sınırlı yetkileri olan insanlarız.
Ama insan duygusal bir varlık. Teoriyle pratik her zaman aynı olmuyor.
Bir kriz anında insanlar sana bakıyor. “Yap bir şey” diyor gözleriyle. O anda kimse senin yetki sınırını düşünmüyor.
Sen sadece oradasın. Üniforman var. Telsizin var. Ama en önemlisi, senden beklenen bir sorumluluk var.
Ve işte o beklenti, seni bazen olduğundan farklı biri gibi hissettiriyor.
Bir Başka Gece: Sessiz Bir Müdahale
Bir hafta sonra başka bir olay yaşadım. Bu sefer daha sessizdi.
Bir yaşlı adam AVM içinde kaybolmuştu. Güvenlik kameralarından fark ettik. Ekip arkadaşım beni yönlendirdi, ben de yanına gittim.
Adam panik halindeydi. Elinde bir poşet, sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordu: “Eşim nerede?”
O an hiçbir prosedür, hiçbir eğitim aklıma gelmedi. Sadece insanlık kaldı.
Koluna hafifçe dokundum, onu sakinleştirmeye çalıştım. Su verdik. Oturttuk. Sonra ailesine ulaştık.
O an kendimi güçlü hissettim. Ama o güç, bir kolluk gücü değil, daha çok insan olmanın verdiği bir şeydi.
Yine de içimdeki soru geri geldi:
Bu yaptığım şey genel kolluk işi mi, yoksa sadece insanlık mı?
İki Dünya Arasında Sıkışmak
Bazen kendimi iki dünya arasında kalmış gibi hissediyorum.
Bir tarafta devletin resmi gücü var; net kurallar, net yetkiler, net sınırlar.
Diğer tarafta biz varız; özel güvenlik görevlileri. İnsanlar bizi bazen polis gibi görüyor, bazen yok sayıyor.
En zor tarafı da bu: beklenti ile gerçeklik arasındaki uçurum.
Bir olay olduğunda herkes senden hızlı ve kesin bir müdahale bekliyor. Ama sen biliyorsun ki her adımın bir sınırı var.
Ve bu sınır bazen insanın içini sıkıştırıyor.
Defterimdeki Dönüşüm
Zaman geçtikçe defterimdeki cümleler değişmeye başladı. Başta sadece olayları yazıyordum. Sonra duygular eklenmeye başladı.
Bir gece şöyle yazmışım:
“Bugün yine bir olay oldu. Koştum, müdahale ettim, geri çekildim. Ama içimde bir şey hep yarım kaldı. Sanki hep başlangıçtayım ama hiçbir zaman tamamlanmıyorum.”
Sonra başka bir sayfa:
“Özel güvenlik görevlisi genel kolluk mu? Hayır değil. Ama bazen insanlar seni öyle görmek istiyor. Ve bu seni değiştiriyor.”
Bu cümleleri yazarken bile içimde bir sıkışma vardı.
Hayal Kırıklığı ve Kabullenme
En zor duygu hayal kırıklığıydı. Çünkü işe başladığımda kendimi daha “etkili” hissedeceğimi düşünmüştüm.
Ama zamanla şunu öğrendim: etki, her zaman yetkiyle gelmiyor.
Bazen sadece bir insanı sakinleştirmek, bazen bir olayı büyümeden durdurmak bile yeterli.
Ama yine de içimde bir parça hep daha fazlasını yapmak istiyor.
Belki de bu yüzden bu soru kafamdan hiç çıkmıyor.
Son Olay: Sessiz Bir Gece Dönüşü
En son yaşadığım olay çok dramatik değildi. Bir tartışma çıktı. İki kişi arasında sözlü kavga. Biz araya girdik, ayırdık.
Polis çağrıldı, olay büyümeden bitti.
Ama o gece eve dönerken otobüs camından dışarı bakarken kendime şunu söyledim:
“Ben aslında neyin içindeyim?”
Cevap yine net değildi.
Ama bu kez biraz daha farklıydım. Çünkü artık şunu biliyorum: bu meslek, sadece görev değil; aynı zamanda sürekli bir sorgulama hali.
Son Düşünce: Net Bir Çizgi Var mı?
Okumaya Değer: Gümrük tarife kanunu ne zaman çıktı ?
Özel güvenlik görevlisi genel kolluk değildir. Bunu biliyorum. Kanunlar, eğitimler, prosedürler bunu açıkça söylüyor.
Ama hayatın içinde çizgiler her zaman bu kadar keskin değil.
Bazen bir kriz anında kendini kolluk gibi hissediyorsun. Bazen sadece bir yardımcı gibi. Bazen de hiçbir kategoriye sığmıyorsun.
Ve belki de en zor olanı bu: Kendini sürekli yeniden tanımlamak zorunda kalmak.
Ama yine de her vardiyanın sonunda defterimi açıyorum.
Çünkü yazdıkça, içimdeki karmaşa biraz daha anlam kazanıyor.