İçeriğe geç

Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane ?

Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?

Değerli Gaziantepkombi takipçileri, bu yazımızda “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.

Bazı sorular var ki insanı hem düşündürüyor hem de istemsiz gülümsetiyor. “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” mesela… İlk duyduğumda arkadaş ortamında sandım ki biri iddiaya girmiş:

“Ben 3 diyorum!”

“Yok kardeşim en az 17!”

“Abi siz ne içiyorsunuz?”

İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak söylüyorum: Bu soru dışarıdan bakınca ciddi, içeriden bakınca tam bir kahve muhabbeti malzemesi. Çünkü mesele sadece sayı değil; mesele, o sayıyı düşünürken insanın zihninde açılan o komik koridorlar.

Ve itiraf edeyim, ben de ilk duyduğumda şöyle düşündüm:

“Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane olabilir ki… tek midir acaba? Hani filmlerde hep bir tane oluyor ya… ciddi bakışlı, herkesin sustuğu kişi…”

Sonra gerçek hayat devreye giriyor ve diyor ki:

“Kanka burası film değil, adliye bu.”

İlk Yanılgı: Tek Bir Dev Karakter Beklemek

Çoğumuzun zihninde bazı kavramlar tek bir karakter gibi canlanıyor. Mesela “Cumhurbaşkanı” deyince tek kişi, “Milli Takım Teknik Direktörü” deyince tek kişi, “mahalle bakkalı” deyince bile tek kişi…

Ben de aynı hataya düşüp “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” sorusunu duyunca kafamda şöyle bir sahne kurmuştum:

Kocaman bir masa, dramatik ışık, elinde dosya tutan tek bir başsavcı… Her şey onun kontrolünde.

Sonra gerçeklerle tanışınca iç sesim şöyle dedi:

“Bu kadar dramatik düşünme ya… İzmir’de bile trafik tek kişi tarafından yönetilmiyor.”

Ve burada işin komik kısmı başlıyor: aslında her yerde, her adliyede görev yapan farklı başsavcılar var. Ama bunu duyunca insanın aklına otomatik olarak bir “çoklu evren sistemi” geliyor.

Adliye Evreni: Paralel Başsavcılar Teorisi

Arkadaş ortamında bir gün bu konu açıldı. Klasik sahne:

— “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane ya?”

— “Abi tek değil mi ya?”

— “Bence şehir başına bir tane var.”

— “O zaman Türkiye’de kaç şehir var?”

— “Dur Google açmayalım, tahmin yürütelim.”

İşte o an kafamda resmen bir “adliye evreni” oluştu.

İzmir’de yaşayan biri olarak hayal ettim: Her ilçede ayrı bir başsavcı, her adliyede ayrı bir düzen, her masada ayrı bir ciddiyet…

Ve ben? Ben Konak Adliyesi’nin önünden geçerken “acaba içeride kaç tane Cumhuriyet Başsavcısı var şu an?” diye düşünen adam.

İç sesim:

“Sen önce pazartesi işine yetiş…”

Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane? sorusunun sokak versiyonu

Bu sorunun en komik kısmı, akademik değil sokakta sorulunca ortaya çıkıyor.

Mesela geçen gün Alsancak’ta bir kafede arkadaşla oturuyoruz. Konu bir anda döndü dolaştı buraya geldi.

— “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane sence?”

Ben (ciddiyetle): “Türkiye genelinde mi?”

— “Yok ya, evrende.”

Bir an durdum. Çünkü cevaplamak zor değil ama nasıl cevaplanacağı tamamen ruh haline bağlı.

O an içimden geçen:

“Bunu bilen adam zaten şu an burada oturmaz, direkt Ankara’da bir binada olur.”

Ama dışarıdan cool görünmeye çalışıyorum tabii:

— “Ya her adliyede var işte… sistem öyle çalışıyor.”

Arkadaş:

— “Yani sonsuz gibi mi?”

Ben:

— “Bak şimdi oraya girersek çıkamayız.”

Günlük Hayat ve Büyük Sorumluluk Algısı

Şunu fark ettim: “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” gibi sorular aslında sadece merak değil, insanın otoriteyi nasıl algıladığını da gösteriyor.

Ben mesela bazen kendi hayatımı bile bir “küçük adliye” gibi düşünüyorum.

İşler birikiyor, yapılacaklar listesi uzuyor, kafamda sürekli bir iç denetim mekanizması çalışıyor.

Ve içimde bir ses:

“Dosyalar gecikti.”

Bir başka ses:

“Tamam ama önce kahve içelim.”

Eğer tek bir başsavcı olsaydı belki hayat daha düzenli olurdu diye düşünüyorum bazen. Ama sonra fark ediyorum ki aslında içimde zaten birden fazla “karar verici ses” var.

Bir tanesi ciddi:

— “Plan yapmalısın.”

Diğeri umursamaz:

— “Yarın da olur.”

Üçüncüsü ise tamamen İzmirli:

— “Hava güzel, çık sahile.”

İzmir Perspektifi: Ciddiyet ve Rahatlık Arasında

İzmir’de büyüyen biri olarak ciddiyetle rahatlık arasında sürekli bir salınım var.

Bir yanda hayatın “düzenli olmalı” diyen tarafı, diğer yanda “ya bırak akışına” diyen tarafı.

“Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” sorusunu bile bu yüzden çok ciddiye alamıyorum.

Çünkü zihnimde hemen şu sahne canlanıyor:

Bir grup arkadaş toplanmış, biri ciddi ciddi anlatıyor:

— “Bakın sistem şöyle işliyor…”

Diğeri araya giriyor:

— “Tamam da neden bu kadar ciddi?”

Ve ben içimden:

“Abi ben sadece kahve içmeye gelmiştim…”

Kurumsal Ciddiyet vs. Günlük Zihin Dağınıklığı

Bazen hayatın ciddiyetiyle zihnimdeki kaos çarpışıyor. Özellikle böyle “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” gibi sorular olunca.

Bir yanda devlet düzeni, kurumsal yapı, net görev tanımları…

Diğer yanda benim sabah 9’da uyanıp “bugün kesin düzenli olacağım” deyip 11’de her şeyi bırakmam.

İç ses:

— “Planın neydi?”

Ben:

— “Plan mı? O değişti.”

Ve burada komik olan şu: aslında herkes biraz böyle. Sadece bazıları bunu daha iyi gizliyor.

Arkadaş Muhabbetlerinde Evrilen Ciddiyet

Arkadaş ortamında bu konu açıldığında genelde süreç şöyle ilerliyor:

1. Şaka olarak başlıyor

2. Google açılmak üzere oluyor

3. Birisi “boş ver ya” diyor

4. Konu futbol veya kira fiyatlarına dönüyor

Ama o kısa an var ya… “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” sorusunun havada asılı kaldığı o birkaç saniye… işte orası çok değerli.

Çünkü herkes bir anlığına gerçekten düşünüyor.

Ben o an genelde şunu yapıyorum:

Sadece başımı sallayıp “çok var ya…” diyorum.

Çünkü kimse o an detay duymak istemiyor, herkes sadece sohbetin akmasını istiyor.

İç Sesin Mahkemesi

Bir de işin en eğlenceli kısmı var: kendi iç mahkemem.

Hayatımda yaptığım her şeyi sanki bir kurul değerlendiriyor gibi hissediyorum.

— “Neden sabah erken kalkmadın?”

— “Delil yetersizliği.”

— “Neden sporu bıraktın?”

— “İstinaf yoluna gidiyorum.”

Ve bazen düşünüyorum:

“Eğer gerçekten her şey bu kadar denetleniyorsa, Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane sorusu aslında içimde de geçerli olabilir mi?”

Belki de herkesin içinde küçük küçük başsavcılar var. Biri disiplinli, biri duygusal, biri tamamen umursamaz.

Gelecekte Bu Soru Ne Anlama Gelecek?

5-10 yıl sonra muhtemelen bu soruya daha farklı bakacağım.

Belki daha düzenli bir hayatım olacak, belki de daha karmaşık.

Ama şu kesin: “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane?” sorusu bana her zaman insanın düzen arayışıyla kaos arasındaki o garip dengeyi hatırlatacak.

Ya her şey çok düzenli olursa sıkılır mıyız?

Ya her şey çok dağınık olursa yorulur muyuz?

İşte bu soruların ortasında bir yerde yaşıyoruz.

Bu yazımızda “Cumhuriyet Başsavcısı kaç tane” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Gaziantepkombi sayfamızı takip etmeye devam edin!

Sonuç Yerine Değil, Devamı Gibi

Bu sorunun net bir “tek cümlelik” cevabı yokmuş gibi hissetmek belki de en doğru his.

Çünkü mesele sayı değil, zihnin o sayıyı düşünürken nerelere gittiği.

Ben İzmir’de, 25 yaşında biri olarak şunu fark ediyorum: bazen en ciddi sorular bile en komik düşünceleri doğurabiliyor.

Ve belki de hayat tam olarak bu:

Bir yanda düzen arayan ciddi yapılar, diğer yanda kahve içerken “acaba kaç tane var?” diye düşünen bizler.

Sizin İçin Seçtik: Cezaevine çorap gönderilir mi ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.arabaforum.com.tr https://baharkizyurdu.com.tr https://kolaykazanc.com.tr Sitemap
vd.casino